Skip to main content

info@caghukuk.com.tr

Sağlık Hukuku

Sağlık hukuku bir ülkenin sağlık sektöründe hizmet sağlayıcı ve son kullanıcı olarak rol alan kişi ve kurumların uymak zorunda olduğu hukuk kuralları bütününe verilen addır.

Sağlık hukuku, karma bir hukuku dalı olup en başta Anayasa temelini oluşturmak üzere ceza hukuku, idare hukuku, medeni hukuk ile ilişkilidir. Anayasanın 56. maddesinin ilk fıkrasında “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.” hükmü düzenlenmiştir. Kişinin sağlıklı bir çevrede yaşaması, sağlık hizmetinden yararlanması gibi hakların anayasal hak olduğu göz ardı edilmemelidir. Sağlık hukukuna dair çok sayıda düzenleme bulunmaktadır:

  • Tababet ve Şuabatı San´atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun
  • Umumi Hıfzıssıhha Kanunu,
  • Hususi Hastaneler Kanunu,
  • Hemşirelik Kanunu
  • Aile Hekimliği Kanunu
  • Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname gibi birden çok düzenleme yer almaktadır.
  • Sağlıklı yaşam hakkı, sağlık hizmetinden yararlanma hakkı, hastaların yükümlülüğü, hekimlerin tedavideki sorumluluğu ve hakları gibi birçok detay gerektiren konu sağlık hukuku alanında düzenlenmiştir.

Sağlık Hukuku Çalışma Alanları
Sağlık hukuku, hastalara uygulanacak tıbbi müdahalenin şartları, özel muayenehanelerin, hastanelerin yükümlülüklerini düzenlemiştir. Kanunlar, kanun hükmünde kararnameler, yönetmelikler çerçevesinde sağlık hizmetine dair kurallar ve hükümler düzenlenmiştir. Böylelikle sağlık hukukuna uygun bir şekilde hasta ve hekimlerin hakları, yükümlülükleri korunmak istenmiştir.

 

  • İzlenme: 672

İş Hukuku ve Ceza Hukuku

İş Hukuku

İş hukuku, işçi hakları, çalışma koşulları, işçi ücretleri, işçi sendikaları ve işveren-işçi ilişkileri ile ilgili konuları inceleyen hukuk dalıdır. İş hukuku Kara Avrupası hukuk sistemlerine dahil ülkelerde genellikle milli iş kanunları ile düzenlenmektedir. İş uyuşmazlıkları kural olarak iş mahkemelerinde görülmektedir. İş mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemelerinde görülmektedir.
İş hukukunu bireysel ve toplu olarak iki bölümde inceleyebiliriz.


Bireysel İş Hukuku
İlk olarak bireysel iş hukukundan bahsedelim. Genellikle küçük işletmeler ile işçilerin arasında ücret hizmet sözleşmesi, çalışma koşulları, komisyon, ikramiye, ek ödemeler, sosyal haklar, tazminat ve işten ayrılma konularını kapsamaktadır. Günümüzde işçi ve işveren arasındaki anlaşmazlıklar bu maddede incelenmekte ve karara bağlanmaktadır.


Toplu İş Hukuku
İkinci olarak toplu iş hukukundan bahsedelim. Genelde büyük işletmeler de geçerlidir. İşçinin ve işverenin temsil edildiği kendi yerine bağlı sendikalar tarafından işyerlerinde uygulanır.


İş Hukukunun Özellikleri
1.    İşveren tarafından çalışan işçinin emeğinin karşılığını alabilmesi adına hak ettiği ücretin ihmal edilmemesi işçinin haklarını korumanın en öncelikli kuralıdır.
2.    İş hukuku çerçevesinde herhangi bir durumla ilgili anlaşmazlık veya tereddüt durumlarının oluşmasında karar verici işçi lehine yorum getirebilmektedir.
3.    İş hukukunda işçinin şahsına öncelik tanınmaktadır. Bu durumda sözleşme, işveren ve işçinin karşılıklı sorumluluklarına dayanan bir çerçevede ilerler.
4.    İş hukuku genel olarak özel hukuka ait kriterler barındırdığından dolayı işçi ve işverenin karşılıklı ilişkilerini düzenlenmesinde gerçekleşecek devlet müdahalesi olayı ile bu durum karma hukuk özelliği ile açıklamaktadır.


İş hukukunun kendilerine uygulandığı kişiler, “işçi”, “işveren”, “işveren vekili” ve “alt işveren” tanımlarının yapılması gerekecektir.
İşçi
İş kanununa göre, “Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi” dir.
İşveren
Bir iş sözleşmesine dayanarak, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren denilmektedir. 
İşveren Vekili
İş kanunu mad. 2’ye göre “İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili” dir.
Alt İşveren
Alt işveren, bir işverenden, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işler de, veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan, bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran gerçek veya tüzel kişiyi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşları ifade etmektedir.


Asıl işveren alt işveren ilişkisinin kurulabilmesi için;

a) Asıl işverenin işyerinde mal veya hizmet üretimi işlerinde çalışan kendi işçileri de bulunmalıdır. b) Alt işverene verilen iş, işyerinde mal veya hizmet üretiminin yardımcı işlerinden olmalıdır. Asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi durumunda ise, verilen iş işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olmalıdır.
c) Alt işveren, üstlendiği iş için görevlendirdiği işçilerini sadece o işyerinde aldığı işte çalıştırmalıdır. ç) Alt işverene verilen iş, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin bir iş olmalı, asıl işe bağımlı ve asıl iş sürdüğü müddetçe devam eden bir iş olmalıdır.
d) Alt işveren, daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kimse olmamalıdır.

Ceza Hukuku
Ceza hukuku, suç ve ceza kavramlarını inceleyen kamu hukuku bölümüdür. Genel ve özel ceza hukuku olarak ikiye ayrılır (ceza genel ve ceza özel olarak da ifade edilmektedir).

Genel ceza hukukunun konusu suç kavramının maddi ve manevi unsurlarıyla tanımı, ceza hukukuna hakim olan genel ilkeler, ceza kavramının tanımı, suçu ortadan kaldıran nedenler, cezayı azaltan ve ortadan kaldıran nedenler gibi bütün suçlar için geçerli olan ilke ve teorilerdir.

Özel ceza hukukunun konusu ise ülkenin kanunlarına göre suç sayılan eylemlerin neler olduğu, bunların kapsam ve sınırları, birbirlerinden ayrılan yönleri ile bu suçlara öngörülen cezalardır.


Ceza hukukunun temel prensipleri
Bu durumda karşımıza iki ana ilke çıkıyor, biri suçun ve cezanın kanuni açıdan uygun olması ve bu iki unsurda kusurluluk olması.

1- Suç ve cezanın yasal sayılması
İşlenen suçların karşılığı olan cezanın yasalarla belirlenmiş olmasıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 2.maddesi 1.fıkrasında bu temel özellik yer almaktadır. Yani kanunun açık olarak suç saymadığı bir konuda hiç kimse yargılanıp da ceza alamaz ve suçlu sayılamaz demektir. Delillere dayanmayan ve kanunda yeri olmayan bir sebepten ötürü kimse suçlu ilan edilip ceza alamaz. Ancak kanunlarla belirlenmiş olan kurallar çerçevesinde suç teşkil eden fiilleri işleyenler hakkında cezai işlem yapılabilir. Bir de suçu işlediğiniz tarihte o fiil yasalarla suç kapsamında değilse ve zaman geçtikten sonra o fiilin yasal olarak suç olduğu ve kanunlarla belirlenmesi kabul edilirse de size geçmişe dönük olarak ceza verilemez. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 2.maddesi 3.fıkrası gereğince verilen hükümlerde kıyaslama yapılamaz.

2- Suç ve cezada kusurluluk ilkesi
Ceza hukukuna göre kusur demek yasal olarak suç sayılan bir fiili bilerek ve isteyerek işlemektir. Yani suçlunun yani hukuk dilinde failin ceza alması için o fiili bilerek, kendi iradesi ile isteyerek yapmış olması gerekir. Ve bu kural gereğince cezayı olacak olan ancak failin kendisidir, bir başkası bu suç için yargılanamaz ve ceza alamaz. Bu ilke de yine 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 20. Maddesi 1.fıkrasında belirtilmiştir. Cezada sorumluluk kişiseldir, hiç kimse başkasının işlediği bir suç yüzünden yargı karşısına çıkarılamaz, sorumlu tutulamaz.

Suç Unsurları
Doğal olarak her işlenen fiil suç teşkil etmez, yapılan işlemin ceza olarak nitelenebilmesi için kanunlarla belirlenen unsurları içermesi lazım gelir. Maddi, manevi, kanuni ve hukuka aykırı olması o fiilin suç olarak adlandırılması için gereken en belirgin özelliklerdir. Bu durumlar göz önünde bulundurularak fail suçlu ilan edilir veya edilmez. Şimdi birkaç cümle ile bu unsurları ele alarak içerikleri hakkında fikir sahibi olalım;

1- Kanuni Unsur
İşlenen fiilin ceza kanunu kapsamında suç teşkil eden tanımlamalara bire bir uyumlu olması o suçun kanuni unsurudur. Bir örnekle açıklamak gerekirse, bir kişi, bir başkasına ait taşınır malı onun rızası olmadan alır ve bir başka yere götürürse suç işlemiş olur, ama karşı tarafın bilgisi doğrultusunda malı alıp da götürürse suç içeren bir durumun olmadığı anlaşılır. Yasalarla belirtilmiş olan kuralların işlenen fiilde doğrudan doğruya bulunması şartı vardır.

2- Maddi Unsur
Suçun oluşması için kesinlikle bir fiilin işlenmesi gerekir, fail işlediği fiil yasalarca suç olarak belirtilmişse suçlu sayılır. Yani burada kişinin kendi iradesi ile fiili işlemesi kuralı geçerlidir. Ancak diyelim ki bir sara hastası istem dışında bir suç işlemişse, yani istemeden, bilinçli olmadan, hastalığı yüzünden bir fiil işlemişse onun suçlu sayılamayacağı kuralı vardır. İstem dışı yapılan fiiller suç sayılmaz.

3-Hukuka Aykırılık Unsuru
Ülkeler hukuk düzeni içinde sağlıklı bir şekilde yönetilirler, her ülkenin kendine göre belirlediği yasaların geçerli olduğu hukuk düzeni vardır ve bu düzen bozulduğu zaman sorunlar da baş göstermeye başlar. İşte işlenen fiil veya fiiller bu hukuk kurallarına uymuyorsa o zaman hukuka aykırılık kuralından söz edilebilir. Prensip olarak kanuni unsurun çiğnenmiş olması hukuka aykırılık kuralının da kapsama alanındadır. Ama bu kuralların dışında olan bazı istisnalar da ceza hukukunda kendilerine yer bulmuşlardır, yani bazı işlenen fiiller kanuni unsura uygun olmasa bile hukuka aykırı olmayabilir. Meşru müdafaa, hak kullanımı ve ilgili kişin rızasının olması, korkutma, tehdit ve şiddet yüzünden işlenen suçlar, amirlerin emirleri, zorunluluk hali Türk Ceza Kanunundan 2005 yılı itibarı ile hukuka aykırılık hükmünden çıkarılmıştır.

4-Manevi Unsur
Bu son prensibe gelindiğinde görüleceği gibi, yukarıda belirtmeye çalıştığımız tüm unsurlar işlenen fiilde var olsa bile failin bu eylemi kasıtlı olarak yapmadığı anlaşılabilir ve ceza almaması söz konusu olabilir. Ancak eğer olayda kişinin bir ihmalinin söz konusu olduğu anlaşılırsa, bu kural da geçersiz sayılır ve cezai yaptırım uygulanabilir. Evrensel hukuk anlayışı içinde belirlenen kusursuz suç ve ceza olmaz ilkesi, suçu oluşturan öğelere yansıtılmaktadır. Belirlenmiş olan kanunlar çerçevesinde, hukuk devleti anlayışından ödün vermeden yaşamak en güzelidir!

  • İzlenme: 1116

Aile Hukuku

Aile hukuku, aileye ilişkin konularla ilgilenen, medeni hukukun kapsamı içinde yer alan bir hukuk dalıdır. Aile hukukunun başlıca konuları nişanlanma, evlenmenin koşulları ve hükümleri, boşanmanın koşulları ve sonuçları, mal rejimleri, aile konutu, soybağı, evlat edinme, velayet, çocuğun nafaka hakkı, vesayet, kayyımlık, yasal danışmanlık, yardım nafakasıdır. Kadın hakları ve çocuk hakları, başlı başına ayrı inceleme alanı oluştursa da aile hukukunun da ilgi alanı içindedir.

Aile hukuku kapsamında Türk Medeni Kanunu'nda ve diğer bazı özel yasalarda düzenlenen konulara ilişkin uyuşmazlıklar aile mahkemelerinde görülür. Aile mahkemeleri, uzmanlık mahkemelerinden olup sosyal çalışmacı, ruhbilimci gibi alanda çalışan kişilerin yardımından yararlanıldığı mahkemelerdir. 


Nişan, aile hukuku kapsamında, evliliğe dair verilen söz olarak değerlendirilir.  Evliliğin meydana gelebilmesi için evlenme koşullarının sağlanması gerekir. Bunlar arasında ilk sırada 18 yaşından büyük olmak, yakın akraba olmamak, evli olmama, kadının evlenmesi için kanuni sürenin dolmuş olması bu kurallar arasında yer alıyor. Evlilik sonrasında; şartların sağlanması halinde kusur durumuna göre mahkeme nafaka ödenmesine karar verebilir. Eşlerin gelir düzeyi ve çalışması nafaka kararını ve miktarını etkiler. Boşanma davalarında tüm deliller etkili olmakla birlikte, en etkili delil tarafların evlilik birliği boyunca eşlerin yaşadığı olumsuzluklara birebir tanıklık etmiş şahitlerdir.


Aile Hukuku Konuları
Aile ile alakalı konuları ilgilendiren, medeni hukuk kapsamı içinde yer alan aile hukuku belli konuları olan bir daldır. Aile hukuku konuları dediğimiz zaman akıllara nişanlanma, evlilik koşulları, boşanma koşulları, aile konutu, mal rejimi, eş ve çocukların nafaka hakkı, evlat edinme, velayet gibi konular gelmektedir.
•    Mal paylaşımda evlilik öncesi, çiftler arası anlaşma ve sözleşmeler
•    Evlilik sonrasında; mal paylaşımı, boşanma işlemleri ve katkı payı alacağı davalar
•    Çocuklar için evlilik sonrasında velayet ve velayetin değiştirilmesi için açılacak olan davalar
•    Anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davaları
•    Evlilik iptali davaları
•    Tazminat ve nafaka davaları
•    Tarafların evlilik birliği içerisinde edindiği malların paylaşımına ilişkin işlemler ve Mal paylaşım davası
•    Babalık davaları
•    Velayet davaları
•    Soy bağı reddi için davalar


Boşanma Davası
Aile hukuku konuları arasında yer alan boşanma davası en fazla merak edilen ve araştırılan konulardan biridir. Bilindiği gibi evlilik işlemleri resmi memur önünde yapılmaktadır. Boşanma işlemleri ise tarafların mahkemelerde yapılan yargılama neticesinde elde edilen kararın ilgili nüfus müdürlüğündeki nüfus kaydına işlenmesiyle sonuçlanır. Boşanma davasının Anlaşmalı, çekişmeli boşanma davası gibi türleri vardır. Aile mahkemesinde ve özel hukuk davalarında farklı usullere göre yürütülen bir dava türü olan Boşanma davası, Kanun kapsamında sayılı nedenlere dayanabilir.


Velayet
Boşanma davalarının en bilinen sıkıntılarının başında ise çocukların velayetlerinin kime verileceğidir, hele ki çocuklara düşen miras varsa velayeti alan çocuk reşit oluncaya kadar bu mallarda söz hakkına sahip olacağı için velayet daha da önem taşır. Nafaka problemleri ise başlı başına dava konusu olmakta ve yasal düzenlemeler ve mahkeme hakimlerinin yaptırımları bile bazen işe yaramamakta özellikle babalar çocuklarına nafaka vermemekte direnmektedirler.

  • İzlenme: 825

Medeni Hukuk

Medeni Hukuk Özel Hukukun en kapsamlı alanlarından birisini oluşturur. kişilerin birbiriyle ya da belirli ölçülerde kişilerle devletin doğrudan veya dolaylı özel ilişkilerinin kamu hukuku gibi başka bir hukuk dalının konusuna girmeyen hukuk dalına verilen addır.

Kişiler Hukuku
Hukuk büromuzda, yerli ve yabancı gerçek kişilere, Türk Medeni Kanunu’nun kişiler hukuku kaynaklı uyuşmazlıkları ve davalarında, kişilik haklarına yönelik maddi ve manevi saldırıların sonlandırılması ve saldırı nedeniyle uğranılan zararın tazmininde, ismin korunması ve değiştirilmesi davalarında, cinsiyet değiştirme davalarında, başta vesayet ve velayet davaları olmak üzere fiil ehliyetinden kaynaklı uyuşmazlıkların çözümünde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti verilmektedir.
Dernekler Hukuku
Hukuk büromuzda, yerli ve yabancı gerçek ve tüzel kişilere, Türk Medeni Kanunu’nun dernekler hukuku kaynaklı uyuşmazlıkları ve davalarında, dernek kuruluşuna dair kuruluş sözleşmesi ve dernek tüzüğü gibi hukuki metinlerin hazırlanması, müzakeresi, düzenlenmesi, tescili ve tüzel kişiliğin kazanılmasına dair iş ve işlemlerin yürütülmesinde, dernek üyelerinin hak ve yükümlülüklerinden kaynaklı ihtilafların çözümünde, derneklerin ulusal ve uluslararası faaliyetlerinin hukuki yönetiminde, derneklerin yönetim kurulu ve genel kurul süreçlerinin hukuki yönetiminde ve bu sürece dair ihtilafların yasal çözümünde, derneklerin sona ermesi veya kapatılması sürecine dair her türlü idari ve hukuki işlemlerin yürütülmesinde, yabancıların dernek kuruluşuna dair her türlü yasal sorunun çözümünde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti verilmektedir.
Vakıflar Hukuku
Hukuk büromuzda, yerli ve yabancı gerçek ve tüzel kişilere, Türk Medeni Kanunu’nun vakıf hukuku kaynaklı uyuşmazlıkları ve davalarında, vakıf kuruluşuna dair vakıf senedi hazırlanması, müzakeresi, düzenlenmesi, tescili ve tüzel kişiliğin kazanılmasına dair iş ve işlemlerin yürütülmesinde, vakfın örgütlenmesinde, yönetiminde, denetiminde, faaliyet alanlarında ve sona ermesinde yaşanabilecek her türlü hukuki sorunun çözümü ve yönetimi hususunda avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti verilmektedir.
Aile Hukuku
Hukuk büromuzda, yerli ve yabancı gerçek kişilere, Türk Medeni Kanunu’nun aile hukuku kaynaklı uyuşmazlıkları ve davalarında, nişanlanma, evlenme ve boşanma sürecinde yaşanabilecek her türlü ihtilafın çözümünde, özellikle nişanın bozulması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemleri ile hediyelerin geri verilmesinde, batıl olan evlenmenin iptali ile boşanma veya ayrılık davalarında, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında öngörülen tüm yasal hakların kullanılmasında ve hukuki-idari tedbirlerin alınmasında, boşanmaya bağlı yoksulluk ve iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminat istemleri ile mal rejiminin tasfiyesi davalarında, boşanan kadının yeniden evlenebilmek için tüketilmesi gereken yasal bekleme süresi (iddet süresi) içerisinde evlenme izni alabilmesi için gerekli hukuki sürecin işletilmesinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti verilmektedir.
Miras Hukuku
Hukuk büromuzda, yerli ve yabancı gerçek kişilere, Türk Medeni Kanunu’nun miras hukuku kaynaklı uyuşmazlıkları ve davalarında, ölüme bağlı hakların kullanılmasında, mirasçılık belgesi alınması, mirasın paylaşılması, miras nedeniyle elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesinde, miras nedeniyle ortaklığın giderilmesinde, ölüme bağlı tasarruflardan kaynaklı ihtilafların çözümünde, vasiyetname düzenlenmesinde ve vasiyetnamenin açılmasında, vasiyetnamenin iptali davalarında, ölüme bağlı tasarrufların tenkisinde, mirasçılıktan çıkarma, terekenin belirlenmesi, yedek mirasçı atama, art mirasçı atama, mirasçılık sözleşmesi, mirastan feragat sözleşmesi ve miras bırakanın vakıf kurması gibi hukuki iş ve işlemlerin yürütülmesinde ve çözümlenmesinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti verilmektedir.
Mülkiyet Hukuku
Hukuk büromuzda, yerli ve yabancı gerçek ve tüzel kişilere, Türk Medeni Kanunu’nun eşya hukuku kaynaklı taşınır ve taşınmaz mülkiyetine dayalı uyuşmazlıkları ve davalarında, mülkiyet hakkının kazanılması, yönetilmesi ve sonlandırılmasında, elbirliği halinde mülkiyet ve paylı mülkiyetten kaynaklı ihtilafların çözümünde, önalım (şufa) hakkının kullanılmasında, elbirliği halinde mülkiyetin veya paylı mülkiyetin sonlandırılması için açılacak ortaklığın giderilmesi(izale-i şüyu) davalarında, mülkiyet hakkına yönelen saldırıların (haksız işgal) sonlandırılması için açılacak elatmanın önlenmesi (müdahalenin men’i) ve ecrimisil davalarında, tapu kaydının düzeltilmesi davalarında, komşuluk hukukuna bağlı hak ve yükümlülüklerin kullanılmasında, irtifak hakkı, intifa hakkı, oturma hakkı ve üst hakkından kaynaklı ihtilafların çözümünde, kamulaştırma, acele kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davalarında, kentsel dönüşümden kaynaklı uyuşmazlıkların çözümünde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti verilmektedir.

Medeni hukukta verdiğimiz hizmetler aşağıdaki gibidir:

  • Anlaşmalı boşanma,
  • Çekişmeli boşanma,
  • Nafaka davası,
  • Velayet davası,
  • Velayetin değiştirilmesi davası,
  • İddet süresinin kaldırılması

 

  • İzlenme: 623

Sorumluluk ve Tazminat Hukuku

Sorumluluk ve Tazminat Hukuku, çeşitli hukuk dallarını kapsayan bir yapıdır. Başta Borçlar Hukuku, Ticaret Hukuku, İş Hukuku ve Ceza Hukuku olmak üzere hukukun hemen hemen bütün dallarında aykırılık hallerinde hukuka aykırı davranan kişinin sorumluluğu doğmakta ve bu sorumluluk cezai yollarla veya maddi ve manevi tazminat ile giderilmektedir. Sorumluluk ve tazminat hukukunun zamanaşımı ve hak düşürücü süresi içermesi nedeniyle bu alanda çalışan hukuk bürosunun çalışmalarını titizlikle yürütmesi gerekmektedir.
Hukuka aykırı fiiller, ‘tazminat ve sorumluluk hukuku’ içerisinde önemli ve geniş bir yer kaplamaktadır. İnsanlık tarihinde ilk önceleri geçerli olan “zarara uğrayan katlanır” fikrinden, “kusuruyla zarar veren öder” anlayışına geçişle başlayan kusura dayalı sorumluluk ilkesi, sorumluluk hukukunun en eski ve temel kuralıdır.
1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunu ile ilgili gerekli tüm eğitimleri almış ve konferanslarda katılımcı olarak yer almış uzman ve başarılı kadro tarafından Tazminat ve Sözleşmeler Hukuku alanında sunulan başlıca hizmetler şu şekildedir:

  • Trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarının takibi,
  • İş kazasından kaynaklı efor kaybı, maddi / manevi tazminat davalarının takibi,
  • Sözleşmeden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarının takibi,
  • Haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarının takibi,
  • Hakaret, iftira vb. ceza hukukuna da konu olabilecek durumlardan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarının takibi,
  • Uğranılan her türlü zarara karşı sorumluluğu bulunan gerçek ve tüzel kişi veya resmi kurumlara açılacak maddi ve manevi tazminat davalarının takibi,
  • Özel bilirkişi raporu tanzimi / aktüerya hesabı
  • Her türlü hukuki danışmanlık ve yardım.
  • İzlenme: 629

Sözleşmeler Hukuku


Sözleşmeler Hukuku ticaretin artması ve uluslararası ticaretin her geçen gün yaygınlaşmasıyla önemi daha fazla artan bir konu haline gelmiştir. Geçmişte sözü senet kabul eden ve yazılı sözleşmelere gerek duymayan insanlar günümüzde çıkan sorunların arması ve güvenin azalmasıyla yazılı sözleşmeler yapmaya başlamıştır. Yazılı sözleşmeler hem satış yapan firmayı hem de ürün veya hizmet satın alan tarafı korumak üzere hazırlanmaktadır.  Söz uçar yazı kalır deyimi sözleşme yapmanın önemini belirtmektedir.


Sözleşme Nedir?
Sözleşme iki kişi veya kurum arasında karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamasında bulunmaları ile meydana gelen hukuki işlemlerdir.
Sözleşme Hukuku avukatı tarafından öncelikle sözleşmenin kurulması gerekir. Sözleşmenin kurulumu aşağıdaki adımları içerir:
Sözleşmenin esaslı ikinci dereceden noktaları
Sözleşmede taraf olan kişilerin beyanları
Sözleşmenin özgürlüğü (Kişilerin dilediği konuda, dilediği kişiyle ve sebeple sözleşme yapabilme hakkı)
Sözleşmenin hangi durumlarda geçerli veya geçersiz olacağının tespiti
Sözleşmenin şekil olarak nasıl olacağına karar verilmesi
İrade sakatlıklarından meydana gelebilecek durumların belirtilmesi
Genel işlem koşulları
Kesin hükümsüzlük, butlan, iptal koşullarının tespiti
Sözleşme Hukuku'na Göre Sözleşmenin Kuruluşu:
Sözleşmeler Hukuku kapsamında öneri
Zorunlu unsurlar
Sözleşmeler Hukuku kapsamında kabul
Sözleşme temel prensipleri ve geçerliliğin sağlanması- Özellikle genel işlem koşulları
Temsil
Sözleşmelerde (satış ve satınalma) yer alması gereken maddeler
Sözleşme – teknik şartname ilişkisinin kurulması
Sözleşmelerde dikkat edilmesi gereken konular (en önemli maddeler)
Sözleşmeler Hukuku'na göre E-sözleşme
Sözleşmede denge unsuru


Sözleşmeler Hukuku Neden Kullanılır?
Gerek profesyonel iş yaşamında gerek iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların oluşmaması için sözleşmeler her zaman önemini korumuş ve korumaya da devam etmektedir. Sözleşme Hukuku avukatı her sözleşmeyi ayrıntıyla düşünür ve araştırarak hazırlar. Bu sayede iş esnasında başınıza gelebilecek sorunlardan bu sözleşme sayesinde zarar görmeden atlatabilir veya kanun önünde hakkınızı arayabilirsiniz.


Sözleşmeler 3 şekilde yapılmaktadır:
Sözlü olarak yapılan sözleşmeler
Adi şekilde yazılı sözleşme
Resmi şekilde yapılan yazılı sözleşmeler.


Başlıca Sözleşme Çeşitleri Şunlardır:
Satış Sözleşmesi
Geri Alım Sözleşmesi
Ödünç Sözleşmesi
Pazarlamacılık Sözleşmesi
Evlilik Öncesinde Veya Sonrasında Evlilik Sözleşmeleri,
Kefalet Sözleşmesi
Kredi Sözleşmesi
Komisyon Sözleşmesi
Evlat Edinme Sözleşmesi
Gizlilik Sözleşmesi
Factoring Sözleşmesi
Garanti Sözleşmesi
Rehin Sözleşmesi
Karz (Ödünç) Sözleşmesi,
İpotek Sözleşmesi
Adi Ortaklık Sözleşmesi
Tüketici Sözleşmeleri
Kira Sözleşmeleri
Eser Sözleşmesi
İş Sözleşmesi
Hizmet Sözleşmesi
Miras Taksim Sözleşmesi
Ticari (Mal) Alım-Satım Sözleşmesi
Dağıtım Sözleşmesi
Acentelik Sözleşmesi
Franchising Sözleşmesi
Taşıma Sözleşmesi,
Sigorta Sözleşmesi
Vekalet Sözleşmesi
Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi
Bağışlama Sözleşmesi
Ön Alım Sözleşmesi
Takas Sözleşmesi
Araç Satım Sözleşmesi
Alt İşverenlik Sözleşmeleri
Distribütörlük Sözleşmeleri
Bayilik Sözleşmeleri
Ticari Alım Ve Satım Sözleşmeleri
Joint Ventures Sözleşmeleri
İnşaat Sözleşmeleri
Arsa Payı Veya Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi
İş Ortaklığı Sözleşmesi
Hisse Devir Sözleşmeleri,
Uluslararası Ticaret Sözleşmeleri
Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmeleri
Sponsorluk Ve Reklam Sözleşmeleri,
Kefalet Sözleşmesi,
Anlaşmalı Boşanma Protokolü /Sözleşmeleri,
Şirket Ana Sözleşmeleri Hazırlama Ve Ana Sözleşme Değişiklikleri,
Barter Sözleşmeleri
Miras Taksim Sözleşmeleri,
Vekalet Ve Yetki Sözleşmeleri,
Banka Kredi Sözleşmeleri
Uluslararası Ticaret Sözleşmeleri
Mal Rejimi Sözleşmesi
Finansal Kiralama Sözleşmesi,
Sponsorluk Ve Reklam Sözleşmeleri,
Vakıf Ve Derneklerin İş Ve İşlemlerine İlişkin Sözleşmeler,
Devre Mülk Sözleşmesi,
Marka, Patent Ve Süreli Kullanım Sözleşmeleri,
E-Ticaret Satış Sözleşmeleri,
Mimarlık Sözleşmeleri,
Sulh Ve İbra Protokolleri,
Mal Ve Hizmet Alım Sözleşmeleri,
Tedarik Ve Hizmet Alım Sözleşmeleri,
Filo Kiralama Sözleşmeleri
Konsinye Sözleşmeleri,
Tellallık/Emlakçılık Sözleşmesi,

  • İzlenme: 644